
Latince adı
Blattella germanica
Dış görünüm
Alman hamam böcekleri, dünyada da yaygın olarak bilinen iç mekân böcekleridir. Yetişkin olanları açık kahverengi ya da esmer renkleri ve pronotumları üzerinde başlarının gerisinden başlayan iki adet paralel siyah çizgileri sayesinde kolayca tanınırlar. Boyları 13-16 mm arasındadır. Daha küçük olan yavru hamam böcekleri daha koyu renkte, neredeyse simsiyah, olurlar ve başlarının arkasında beyaz çizgiler vardır.
Alman hamam böceklerinin kanatları olsa da çok seyrek uçarlar ve daha çok koşmayı tercih ederler.
Davranışları, beslenme ve tabiatı
Tropik iklimlerde dışarıda yaşamaları mümkün olsa da Alman hamam böcekleri genellikle iç mekânlarda ve çoğunlukla da mekânın daha sıcak ve nemli yerlerinde görülürler. Evlerde, genellikle, mutfaklarda ve banyolarda görülseler de yiyecek ve nemin bulunduğu her yere gidebilirler.
Alman hamam böcekleri, genellikle kutular, torbalar ve karton kutular aracılığıyla evlere ya da binalara girerler. İkinci el ev eşyalarıyla birlikte bile evlere girmeleri de mümkündür. Birçok dairenin bulunduğu apartmanlarda, Alman hamam böcekleri kolaylıkla bir daireden diğerine ortak borular üzerinden gidebilirler.
Alman hamam böcekleri leşçil hayvanlardır ve diş macunu, sabun ve kitap ciltleri de dâhil, var olan bütün yiyecek kaynaklarından beslenebilirler. Bu haşereler, özellikle en az miktarda bulunan yiyecek kaynaklarından bile kırıntılarla, hatta gece bulaşıklıkta bırakılmış kirli tabak ve çanaklardan beslenebilmeleriyle bilinirler.
Üreme
Alman hamam böcekleri aynı zamanda hızlı üremeleriyle de bilinirler. Dişi Alman hamam böcekleri sadece bir defa çiftleşerek yeni böcekler üretebilir. Dişiler çiftleşmeden sonra, normal koşullar altında, tüm hayatları boyunca 4-6 yumurta kesesi üretir. Ootheka da denilen bu keselerin her birinde 30 ile 40 arasında yumurta bulunur. Bu kese, dişi Alman hamam böceği tarafından yumurtalar çatlamadan bir ya da iki gün öncesine kadar taşınır. Koşullara bağlı olarak yumurtadan erişkin böceğe 54 ile 215 gün arasında ulaşılır. Genelde ortalama 100 gün civarındadır. Yetişkin olduktan sonra Alman hamam böcekleri 100 ile 200 gün arasında bir süre yaşarlar.
Alman hamam böceği istilasının belirtileri
DIŞKILARI
Alman hamam böceklerinin dışkıları, küçük ve koyu renkte olup tezgâhların üzerinde ya da çekmecelerde “karabiber döküntüsü” gibi dururlar. Dışkılarının izleri, odaların köşelerinde, kapıların üzerinde ya da duvardaki küçük çatlaklarda ve boşluklarda koyu noktalar ya da izler olarak görülürler.
YUMURTA KAPSÜLLERİ
Dişi Alman hamam böcekleri yumurta keselerini yumurtlamadan bir ya da iki gün öncesine kadar taşıdıkları için, etrafta boş keseler görülebilir.
KOKU
Alman hamam böcekleri, aynı zamanda, birçok değişik koku çıkartmalarıyla da bilinirler. Sayılarının fazla olduğu yerlerde, hafif ve çoğu zaman “küflü” olarak tanımlanan bir koku hissedilmesi mümkündür.
DİĞER BİLGİLER
Türkiye’de görülen Oryantal hamam böcekleri (Karafatma) çoğu zaman Alman hamam böcekleriyle karıştırılır. Görünüşleri benzese de, davranışlarındaki farklılıklar ikisini birbirinden ayırır. Alman hamam böcekleri binaların içinde yaşayan haşereler olarak bilinirler ve genellikle yüksek nemin ve sıcaklığın olduğu yerlerde görülürler. Oryantal hamam böcekleri ise genellikle kanalizasyonlarda, su giderlerinde yaşarlar, dış mekânlarda görülürler ve sadece nadiren binalara gelirler.
Alman hamam böcekleri ayrıca, E. coli, Salmonella spp. ve tifo dahil birçok hastalık mikrobu taşımalarıyla da bilinir. Yeni yapılan çalışmalar göstermiştir ki İstanbul gibi büyük metropol şehirlerde çocuklarda görülen astım hastalığıyla Alman hamam böceği varlığı arasında doğrudan bir ilişki vardır.
ALMAN HAMAM BÖCEKLERİNİN YAŞAM DÖNGÜZÜ
Alman hamam böcekleri evlerde en yaygın görülen böcek cinslerinden biridir. Üç belirgin yaşam döngüsü geçirirler: yumurta, larva ve yetişkin. Tüm yaşamları ortalama olarak 100 gün sürse de sıcaklık, beslenme ve yaralanma gibi etmenlere bağlı olarak süresi değişiklik gösterir.
Alman hamam böcekleri durmaksızın ürerler. Dişi Alman hamam böceği tüm hayatı boyunca yaklaşık 400 adet yumurta üretir. Uygun koşullarda nüfusları hızla artar. Artan nüfusa sahip tipik bir Alman hamam böceği nüfusunun %75’ini larvalar ve %25’ini yetişkin böcekler oluşturur.
Alman hamam böcekleri hayata yumurta kesesinin içinde yumurtalar olarak başlarlar. Bu yumurta keselerinde yaklaşık 35 yumurta bulunur ve kahverengi renkleri vardır. Her bir yumurta kesesi 7 mm uzunluğunda ve 2 mm genişliğindedir. Zorlu koşullarda da sağ kalabilirler.
Dişi Alman hamam böceği yumurta kesesini karnına sarılı vaziyette yumurtalar çatlamadan iki gün öncesine kadar taşır ve zamanı geldiğinde güvenli bir yere bırakır. Yumurta keseleri, Alman hamam böceklerinin karnından dışarıya doğru uzanır. Larvalar yumurta keselerinden küçük böcekler olarak çıkarlar. Zamanla renleri koyulaşır ve kahverengi ya da siyah, pronotumlarında iki belirgin paralel çizgi bulunan hamam böceklerine dönüşürler. Alman hamam böceği larvalarının kanatları yoktur ve üreyemezler. Bu larvalar altı ya da yedi kere kabuk değiştirirler ve uygun koşullarda 100 günde gelişirler.
Son kabuk değiştirmeden sonra yetişkin evresi başlar. Bu noktada Alman hamam böcekleri ortalama 15 mm uzunluğunda ve kanatlıdırlar. Alman hamam böcekleri, gündüzleri saklanan ve geceleri leş peşinde koşan gececi böceklerdir. Gelişkin kanatlarına rağmen çok nadir olarak uçarlar.
Alman hamam böceği larvası
Dişi Alman hamam böcekleri üremek için yumurta keseleri üretirler. Bunlar, yumurtalar çatlamaya hazır oluncaya değin dişi böceğin karnına sarılı halde kalırlar.
Alman hamam böceklerinin larvaları yetişkin olanlarına benzerler. Bununla birlikte larvalar daha küçüktür, kanatları ve üreme becerileri yoktur. Büyüdükçe birçok defa dış kabuklarını değiştirirler.
Bu larva dönemleri ortalama 100 gün kadar sürer. Son kabuk değiştirmeden sonra artık Alman hamam böcekleri, kanatlı ve üreme becerileri olan yetişkin böceklerdir.
Alman hamam böceği larvaları, türlerinin yetişkinlerine benzer. Yeni kabuk değiştirmiş olan böcekler beyaz renkte olduklarından çoğu zaman albino hamam böceği ile karıştırılırlar. Ama zamanla dış yüzeylerini kaplayan beyaz renk koyulaşır ve sertleşir. Bazen Alman hamam böcekleri döktükleri kabuklarını besin olarak yerler. Zamanla, larvalar koyu kahverengi ya da siyah renge dönerler ve tüm sırtları boyunca uzanan açık renkli bir çizgileri olur.
Alman hamam böcekleri genellikle geceleri aktiflerdir ve gündüzleri buldukları çatlak ya da boşluklarda saklanırlar. Boyutlarından ötürü, Alman hamam böceği larvaları yetişkin böceklerin saklanamayacağı yerlerde saklanabilirler. Uygun oda ve sıcaklık koşullarında, Alman hamam böcekleri 100 ile 200 gün arasında yetişkin hale gelirler.
Alman hamam böceği larvaları, aynı zamanda, dışkıları aracılığıyla toplu feromonlar (cinsel çekici koku) yayarlar. Bu da nüfusun bir araya toplanmasını sağlar. Nüfus arttıkça feromonlardan gelen bu koku da o denli güçlü olacaktır. Küflü koku, bir hamam böceği istilası olduğunun işaretidir.

Latince adı
Order Scorpiones
Dış Görünümü
Akrepler, sekiz bacaklı bir eklem bacaklı türüdür. Örümceklerle, uyuz böcekleriyle, kenelerle ve diğer eklem bacaklılarla akrabadırlar.
Akrebin anatomisi sefalotoraks denilen, aynı zamanda karın/opistozoma olarak da adlandırılan iki kısımdan oluşur. Uzatılmış bir gövdesi ve ucunda akrebin iğnesi bulunan parçalı ve erektil bir kuyruğu vardır. Akrebin sefalotoraksı koruyan, sert ve kemiksi bir kabuğu vardır. Bu kabuk aynı zamanda bir çift orta gözü destekler.
Akrebin yaşamı
Akrepler, gececi yırtıcı hayvanlardır ve örümceklerden, kırkayaklardan, birçok çeşit böcekten ve hatta başka akreplerden beslenirler.
Akreplerin büyük çoğunluğu sıcak ve kuru iklimi tercih ederler.
Akrepleri diğer eklem bacaklılardan ayıran en belirgin özellikleri görünüşleridir. Bir çift güçlü kıskacı, dört çift ayağı ve en uzun segmentin ucunda akrebin güçlü iğnesinin bulunduğu çok segmentli bir kuyruğu vardır. Başlarının tam ortasında iki adet gözü ve kenarlarda birkaç tane daha gözleri olsa da, akreplerin görme gücü zayıftır. Genellikle dolaşırken dokunma duyularını daha çok kullanırlar. Kurbanları yaklaştığı zaman titreşimlerden bunu hissedebilirler.
Akrep iğnesi
Akrepler, uzun bir gövdeye ve ucunda keskin ve zehirli iğnelerinin bulunduğu segmentli kuyruklara sahiptirler. Bu iğneler, hem saldırı hem de savunma için kullanılan dikenli organlardır. Akrepler, tek bir batırışta zehirli bir yara yaratma gücüne sahip bir zehir bezine sahiptirler. Akrepler birçok kere sokabilirler ama zehirlerini yenilemek için zamana ihtiyaçları vardır.
Akrebin kavisli kuyruğunun ucunda kıvrımlı iğnesi bulunur ve akrep bunu böcekler ve örümcekler gibi kurbanlarını paralize etmek ve öldürmek için kullanırlar. Akrepler, kurbanlarını sokabilmek için büyük ön kıskaçlarıyla kurbanlarını yakalayıp tutarlar.
Bu iğnelerden çıkan zehir, akrebin kurbanlarını hareketsiz hale getirecek kadar güçlüdür ve hatta bazı akrepler insan ölümüne neden olabilecek derecede güçlü bir zehire sahiptirler.
Yapılan çalışmalara göre, tek bir akrep cinsinde 40 ile 50 adet arasında toksin bulunmaktadır. Bununla birlikte, 1.500 adet bilinen akrep cinsi arasında sadece 50 türü insan hayatı için tehlike oluşturur. Genellikle akrep ısırıkları, sokulan kişinin akrep zehirine alerjisi olmadığı sürece, eşek arısı sokmasına benzer bir acı ve şişlik verir.
Yine de bazı akreplerin öldürücü zehire sahip olmalarından dolayı akrepler, genelde korkulan hayvanlardır.
Akrep ve örümceğin karşılaştırılması
Örümcekler ve akrepler en çok korkulan hayvanlar arasındadırlar. Her iki tür hayvan da uyuz böcekleri, kene ve ot biçenler gibi eklem bacaklıgillerden olup sekiz bacağa sahiptirler. Her ikisinin de gövdeleri, sefalatoraks ve karın olmak üzere, iki bölümden oluşur. Yine her ikisi de benzer evrelerden geçerek, yumurtadan yetişkin hallerinin minyatür şekillerine gelirler. Sonrasında da sürekli kabuk değiştirerek ve büyüyerek, gelişirler. Büyüme hızları ve gelişimleri değişiklik gösterse de davranışları ve tabiatları birbirlerine benzer. Her ikisi de yırtıcı hayvanlardır ve böcek gibi canlıları yakalayıp yiyerek beslenirler.
Bütün bu benzerliklere karşın, örümcekler ve akrepler arasında oldukça belirgin farklılıklar vardır. Örümceklerin zehirlerini akıtmak için kullandıkları zehirli dişleri vardır. Akreplerde bu zehir diş olmamasına rağmen, kuyruklarının ucunda değişime uğramış pedipalpler olan bir çift kıskaçları vardır. Ama örümceklerde kıskaca benzer bir organ bulunmaz. Akrepler de örümceklerin sahip olduğu iplik borusuna sahip değillerdir ve onlar gibi ağ üretemezler.Her iki hayvan da ev içini istila edebilirler.

Latince adı
Cimexlectularius L.
Dış görünümü
Tahtakuruları, 4 ya da 5 mm boyunda (yaklaşık elma çekirdeği ebadında), düz, kırmızımsı kahverengi renkli ve oval şekilli haşerelerdir. Kan emdikten sonra renkleri daha kırmızı olur ve daha şişkin görüntüleri olur.
Davranışları, beslenmesi ve alışkanlıkları
Tahtakuruları sadece kanla beslenir. Soğuk hava koşullarında, bir seneye kadar beslenmeden yaşayabildikleri bilinmektedir. Geceleri, evdeki insanlar uyudukları sırada, daha faal olurlar. Döşek araları, çarşaflar, mobilya, süpürgeliklerin arkası, priz boşlukları ve resim çerçeveleri dâhil olmak üzere yarıklarda ve çatlaklarda bulunurlar. Genellikle, ziyaretçilerin bavullarında ya da cüzdan, çanta gibi şahsi eşyalarında odadan odaya geçebildikleri otel odalarında tahta kurularına sıkça rastlanır.
Üreme
Dişi tahtakuruları, günde bir ile beş yumurta arasında olmak üzere tüm hayatları boyunca toplam 200 ila 500 yumurta yumurtlayabilirler. Normal oda sıcaklığında ve yeterince besin kaynağıyla, 300 günden fazla bir süre yaşayabilirler.
Tahtakurusu istilatının belirtileri
Tahtakurularının varlıklarına dair birçok belirti olabilir. Birincisi, tahtakurularının görülmesidir. Yetişkin tahtakurularının şekli ve ebadı, elma çekirdeğiyle aynıdır. İkinci belirti, kabuk derileridir. Yavru tahtakuruları büyüdükçe kabuklarını dökerler ve etrafta bu kabukların bulunması tahtakurularının varlığının bir işaretidir. Tahtakuruları, beslendikten sonra saklanmak için yuvalarına geri dönerler. Sığındıkları yuvalarında, gözenekli yüzeylerde siyahtan kahverengiye çalan, gözenekli olmayan yüzeylerde ise kahverengiden siyaha çalan dışkılarını bırakırlar. Deri üzerinde görülen ısırıklar da tahtakurularının varlığının bir işareti olabilir ama deri üzerinde kırmızı şeritler başka nedenlerden de kaynaklanabileceği için diğer başka belirtilere göre hareket etmek gerekir.
Diğer bilgiler
Tahtakuruları, Cimicidae familyasına ait küçük, geceleri ortaya çıkan kanatsız böceklerdir. İnsan kanıyla ve diğer sıcakkanlı hayvanlardan beslenirler. Şekilleri ovaldir ve yetişkin olduklarında boyları 4 ile 5 mm. arasındadır. Renkleri kahverengimsi kızılla koyu kırmızı arasındadır. Yetişkin tahtakurularının kanatları yoktur ve bu böcekler yassı bir görünüme sahiptir.
Tahtakuruları, kendilerine büyük bir avantaj yaratan, sırttan karına doğru yassı ve ince bir şekle sahiptirler. Genellikle süpürgelik arkası, yer çatlakları ve halı altları ya da gevşemiş duvar kağıdı arkası gibi fark edilmelerinin zor olacağı, alışılmadık yerlerde saklanırlar. Sadece fark edilmeleri zor olmayıp aynı zamanda birbirlerine yakın olarak dururlar ve kendilerine özgü, tuhaf, tatlı ama hoş olmayan bir kokuları vardır. Döşeklerde ve çevredeki mobilyalarda bulunacak dışkı izleri tahtakurusu istilasının belirtisidir. Tahtakurusu ısırıkları, deri üzerinde kırmızı kaşıntılı izler bırakabilir ve hatta aşırı kaşınma gibi alerjik reaksiyonlara yol açabilir, ancak ısırılan herkeste bu tür reaksiyonlar görülmez.
Tahtakuruları, ilk çağlardan beri dünyanın her tarafında bulunmaktadır. Değişik çeşitleri bulunuyor olmasına rağmen en çok rastlanan cinsi olan bildiğimiz tahtakurusu (Cimexlectularius), özellikle insanların bulunduğu ortamlara kolaylıkla uyum sağlar. Diğer türler ise kuşları ve yarasaları tercih etse de mecbur kaldıklarında insanlardan beslenirler. Kuş yuvalarında yaşayabildikleri için kuş yuvalarının bulunduğu evlerde ve özellikle çatılarda sıkça görülürler. Tahtakuruları, seyahat yapan insanlar tarafından bavullar, giysiler, yataklar ve mobilyalar aracılığıyla taşındıkları için dünya genelinde oldukça yaygındırlar. Alışılmadık yerlerde yaşasalar bile genellikle yatak yakınındaki küçük çatlaklarda ya da yorganlarda ve yatak örtülerinde bulunurlar.
Korunma yöntemleri
Tahtakurularını hemen her yerden, istila etmiş oldukları ofislerden dükkanlardan, otellerden, spor salonlarından ve diğer sayılamayacak kadar çok yerlerden toplamak mümkündür. Bavulunuzda, kişisel eşyalarınızda hatta sizin üstünüzde saklanabilirler ve sizinle beraber gittiğiniz eve, apartman dairesine, villaya gidebilirler. Kapalı alana girdikten sonra deneyimli bir ilaçlama firmasının yardımı olmadan tahtakurularıyla mücadele etmek neredeyse imkansızdır. Tahtakurusu istilasının temiz olmayla hiçbir ilgisi yoktur, en iyi otellerde bulunabilir ve insanlar üzerinden en temiz evlere geçebilirler. Ama varlıklarını erken tespit ederek masraflı bir tahtakurusu istilası olasılığının önüne geçebilirsiniz.
Seyahat ederken
Seyahat ederken aşağıda belirtilen maddeleri uygulayarak, tahtakurularını eve getirme ihtimalinin önüne geçebilirsiniz:
· Yüzeylerde, yatak örtüleri, döşek etiketleri ve yatak etekleri gibi, pas renginde noktalar olup olmadığını kontrol edin.
· Döşekler, yatak çerçevesi, yatak başı, süpürgelik ve mobilyalar dahil olmak üzere, tahtakurularının saklanabileceği bütün yerleri kaldırıp altına bakarak kontrol edin. Genellikle beslenmek için geceleri ortaya çıksalar da gündüzleri yatağın 1,5 metre çapı alanında bulunma olasılıkları yüksektir.
· Bavulunuzu bagaj rafına kaldırıp yatağın yakınından uzaklaştırın, çünkü tahtakuruları genellikle yatak başı, sanat eserleri, resim çerçeveleri ve priz yuvaları gibi yerlerde saklanırlar.
· Bavulunuzu toplarken ve eve dönüp açtığınızda dikkatlice kontrol edin. Bavulu her zaman yatağınızdan uzakta tutun ve yataktan uzak bir yerde, dolapta ya da başka bir yerde saklayın.
· Seyahatinizden eve döndükten sonra tüm kıyafetlerinizi kurutucuya koyun ve kurutucuyu en yüksek ısıda en az 15 dakika süreyle çalıştırın.

Latince adı
Ixodidae familyası (en yaygın olan keneleri kapsar)
Kenenin dış görünümü
Kenelerin renkleri türlerine göre farklılık gösterir. Yetişkin keneler ay çekirdeği tanesinden (eğer kanla beslenip şiştiyse 1 cm’den uzun hale geleceklerdir) küçük olurlar ve kene larvaları 1mm’den kısadır.
Davranışları, beslenmesi ve tabiatı
Genellikle ormanlık ve bitkilerin bol bulunduğu ortamlarda görülürler. Bazı türleri, yaşayabilmek için neme ihtiyaç duyarlar. Birçok kene cinsinin dişi ve erkekleri, memelilerin, kuşların ve sürüngenlerin kanlarıyla beslenirler.
Üreme
Bir kenenin dört adet yaşam evresi vardır: yumurta, larva, nimf ve yetişkin. Kenelerin larva döneminde sadece altı, yetişkin dönemlerinde ise sekiz bacakları vardır. Yaşamlarının her evresinde kanla beslenirler. Keneler, yaşam evreleri boyunca hayvanlar arasında taşıdıkları hastalık mikroplarını ya da organizmalarını kendilerinde taşımaya devam ederler.
Kene istilasının belirtileri
Bir istilanın en belirgin belirtisi kenelerin görülmesidir. İkincil belirtiler ise keneler tarafından taşınmış hastalık ya da sıvıların yarattığı tıbbi belirtilerdir. Bunlar, çok çeşitlilik gösterebilir ve bir teşhis için bir doktora danışmak gerekir.

Family Lepismatidae
Görünümü
Gümüş böceği, beyaz ile grimsi kahverengi arası veya mavimsi gümüş renge sahip, 12-19 mm uzunluğunda, gözyaşı şeklinde bir böcektir. Arka tarafında 3 adet uzun kalın sert kıl bulunur. Görünüşünde gözle görülür bir değişim olmaksızın, yumurta halinden yetişkin hale gelir.
Davranışı, beslenme ve tabiatı
Gümüş böceği, beyaz ile grimsi kahverengi arası veya mavimsi gümüş renge sahip, 12-19 mm uzunluğunda, gözyaşı şeklinde bir böcektir. Arka tarafında 3 adet uzun kalın sert kıl bulunur. Görünüşünde gözle görülür bir değişim olmaksızın, yumurta halinden yetişkin hale gelir.
Gümüşçünler karbonhidratlarla, özellikle de şeker ve nişasta ile beslenirler. Selüloz, şampuan, kitaplardaki tutkal, keten, ipek ve ölü böcekler, olası yiyecek kaynaklarıdır. Açılmamış gıda ambalajlarında oldukları görülmüştür.
Üreme
Gümüşçün çiftleşme öncesi aşk dansları yaptıkları bir süreçten geçer. Erkeklerin bıraktıkları spermatoforlar, dişi türlerin yumurta borusuna (ovopozitor) alınır. Dişilerin yumurta sayıları ve alışkanlıkları türlerine göre değişkenlik göstermektedir. Türlerden biri günde bir kaç yumurta yumurtlarken, diğer bir tür 2 ile 20 arasında değişen gruplarda yumurta yumurtlar.
Gümüş böceği istilasının belirtileri
Ev sahipleri çoğu kez, zemin üstünde veya lavabo ya da küvet içinde gördüklerinde gümüşçünleri fark etmiş olurlar. Çok minik bibere benzer dışkılarının yanı sıra, yiyeceklere verdikleri zararlar da varlıklarına işaret eder.
Daha fazla bilgi
PREDATÖRLERİ
Kırkayaklar, kulağakaçanlar ve örümceklerin gümüş böcekleriyle beslendikleri bilinmektedir.
Gümüş böceği ile mücadele
Gümüşçünler, geceleri hareket halindedir ve çok hızlı hareket eder. Çok ketum olup, bir istilanın vahameti, üstel bir şekilde büyümeye olanak vererek, uzun bir süre dikkatlerden kaçarak devem edebilir. Gümüş böcekleri çok hızlı çoğalır.
Gümüşçün böcekleri, çoğu kez kağıtları, giysi ve duvar kağıtlarını tahrip eden zararlı beslenme alışkanlıklarıyla bilinirler. Genellikle, kağıt ve keten kaynaklarının etrafındaki karanlık, nemli alanları kaplarlar. Gümüş böcekleri istilalarına mutfaklarda, çamaşırhanelerde, banyolarda, çatı katları, bodrum ve zemin katlarında rastlanabilmektedir.
Gümüş böcekleri hemen hemen her ortamda yaşayabilmekle beraber, nemi çok yüksek yerleri tercih ederler. Larvalar nemli ortamlarda daha hızlı gelişmektedir. Dolayısıyla, gümüş böceği istilasını önlemenin en iyi yollarından biri, nemin kontrol altına alınmasıdır. Alçak tesisat kanalı ve döşeme altı boşluklarında menfezler açılmalı, bodrum ve zemin katlarında ise silikon süpürgelikler kullanılmalıdır. Gümüş böcekleri çok çeşitli yiyecekleri tüketmektedir ve çok sıkı ev temizliği uygulamaları potansiyel yiyecek yerlerini sınırlamak suretiyle istilanın önlenmesine yardımcı olabilir.
Ama eviniz zaten gümüş böceği popülasyonu barındırıyorsa, duruma özel bir çözüm yöntemi üretebilecek bir ilaçlama firması arayışına girilmelidir. Dükkanlarda satılan tuzaklar ve böcek ilaçları sadece bireysel olarak böcekleri öldürecek olup tüm bir istila için çare olamaz. Bazı kişiler, gümüş böceklerini belirli alanlardan uzaklaştırmak için tarçın kullanmaktadır ama bu böcekleri veya yumurtalarını öldürmemektedir.
Gümüşçün istilasının çözümü, hem yetişkin gümüş böceklerinin, hem de barınaklarının tasfiye edilmesini gerektirmektedir. Kendin-yap türü çözümlerin çoğunun, kısa süreli rahatlamaları takip eden başka istilalarla beraber, zaman içinde verimsiz oldukları ortaya çıkmıştır. Piyasada birçok çeşit gümüş böceği tuzakları bulunmaktadır. Ama bu tuzaklar bireysel olarak böcekleri hedefler ve gümüş böceği popülasyonunun tamamını yok edemez.

Karınca ile mücadele zor olabilir, ancak karıncaların davranışlarının sizin ve evinizin başına nasıl büyük belalar açabileceği hakkında bilmeniz gereken bazı şeyler vardır:
· Giriş yeri: Karıncalar, su ve tatlı ya da yağlı yiyecek maddeleri bulmak için en küçük yarıklardan bile geçerek mutfağa, kilere ve yiyecek saklama odalarına girebilir.
· Koku izleri: Karıncalar yiyecek kaynağını tespit ettiklerinde arkalarından gelenlerin takip edebilmesi için, feromon içeren gözle görünmeyen kimyasal bir iz bırakır.
· Yuva yerleri: Evinizin içinde ya da dışarıda hemen hemen her yerde; çimenlik yerlerde, duvarlarda, kütüklerde, hatta inşaat temellerinin altında dahi yuva yapabilirler.
· Koloni büyüklüğü: Kolonilerin büyüklüğü 300,000 ile 500,000’e kadar çıkabilir ve tehlike olduğunda tüm koloni hızlı bir şekilde yerlerinden ayrılıp tekrar başka bir yere yerleşebilir.
· Koloninin büyüklüğü: Bir koloni oldukça uzun bir süre devam edebilir. İşçi karıncalar yedi yıl ve kraliçe 15 yıla kadar yaşayabilir.
· Profesyonel destek almadan mücadele etmenin etkisizliği: Karıncalardan kurtulmak için tek başınıza yaptığınız mücadele yöntemlerinin çoğu sadece gözle gördüğünüz karıncaları öldürür. Gerçekten etkili olan bazı yöntemler ise yuvalarına nüfuz edip bu alanları yok ederek tekrar geri dönüşlerini önler. Aynı zamanda bireysel ev çözümleri farklı türlerdeki karınca istilalarının farklı yöntemler gerektirdiği gerçeğini de hesaba katmaz.
Karıncaların yaşam döngüsü
Karıncaların birbirinden bağımsız ve çok farklı yaşam evreleri vardır: yumurta, larva, pupa ve yetişkin. Bu tam metamorfoz olarak bilinmektedir. Karınca türlerine ve ortam faktörlerine bağlı olarak yaşam döngüsünün tamamlanması genellikle birkaç haftayla birkaç ay arasında sürer.
YUMURTALAR
Bir erkek karıncayla başarılı bir şekilde çiftleşen bir dişi karınca kraliçe karınca olacak ve yumurtlayacaktır. Yumurtlayabilen kraliçeler bir yuva (koloni) kurmak ve yumurtlamaya başlamak için korunaklı bir yer seçer. Karınca yumurtaları çok küçüktür yani çapı sadece bir milimetrenin yaklaşık yarısıdır. Yumurtalar aynı zamanda oval, beyaz ve saydamdır.
LARVA
Yaklaşık 1-2 haftalık yumurta evresinden sonra, tırtıla benzer, bacaksız karınca larvası yumurtadan çıkar. Bu evrede yetişkin karıncalar zamanlarının çoğunu oldukça obur ve açgözlü olan larvaları, sindirip tekrar çıkardıkları yiyecek ve sıvılarla besleyerek geçirir.
PUPA
Larva tüy döküp deri değiştirdikten sonra pupa evresine girmiş olur. Pupa, ayaklarının ve anteninin katlı ve pupa gövdesine sıkışmış olması dışında yetişkinler gibi görünür. Başlangıçta karınca pupası genelde beyazdır, fakat yaşlandıkça yavaş yavaş koyu renkli olmaya başlar. Karınca türüne bağlı olarak pupa belki koruyucu bir kozanın içinde olabilir.
YETİŞKİN
Pupa evresi tamamlandığında yetişkin karınca ortaya çıkar. Çıkış anında yetişkin karınca büyümesini tamamlamıştır, fakat rengi yaşlandıkça koyulaşır. Yetişkin karıncalar üç farklı koloni kastından birisidir: kraliçeler, işçiler veya erkekler. Kraliçeler kolonideki tüm yumurtaları yapan, yumurtlayabilen dişilerdir. İşçiler üreyemeyen ama yiyecek toplayan, larvayı besleyen ve yuvayı muhafaza edip temizleyen dişilerdir. İşçiler kanatsızdır ve yiyecek peşinde koşmak ve koloniyi davetsiz misafirlerden korumak işçilerin görevidir. Erkek karıncalar kanatlıdır fakat onların tek vazifesi oğul verme (swarming) süresi içinde kraliçelerle çiftleşmektir.
Evinizdeki karıncalar
Evinizdeki veya apartmanınızdaki karıncalar mevsimsel ya da yıllık bir problem olabilir. Birçok karınca türü yuvalarını dışarıda yapar ve yiyecek aramak için evinize geldiklerinde durum can sıkıcı olur. İyi bir yiyecek kaynağı keşfettikleri zaman gelmeye devam edip, yiyeceklerini toplayıp yiyeceği dışarıdaki kolonilerine tekrar bırakır. Fakat diğer karınca türleri binanın içine girip burada yuvalarını yapar ve evin içinin sürekli bir sakini olur. İstila yapabilen ve içeride kalmayı seçebilen daha yaygın karınca türlerinin bazısı kaldırım karıncaları, marangoz karıncalar, kokulu ev karıncaları, hırsız karıncalar, akrobat karıncalar ve firavun karıncalardır. Bu karıncalardan herhangi birisi mücadele açısından zorlaştırıcı olabilir, fakat firavun karınca içlerinde en zoru olmasa da mücadele etmesi en zor olanlardan biri olan bir iç mekân karıncasıdır. Türkiye’nin güney şehirlerinde birinde yaşıyorsanız kış yerine daha sıcak olan bahar, yaz ve son bahar aylarında iç mekânda veya dışarıdaki karıncalar genellikle bir problemdir.
İçerideki karıncalar, yiyecek kaynaklarının, nemin yakınında ve duvar boşlukları, araç gereçlerin altları, pencere çerçevelerinin gerisi ve döşemelerin altları gibi gizli ve korunaklı yerlerde bulunabilir. Karıncalar, toplu halde yaşayan böceklerdir, yani insanlara yakın olarak yaşamaktan hoşlanırlar. Bizimle aynı bazı şeyleri yerler. Tatlılar, etler, nişastalar ve sıvılar… Evlerimizin, apartmanlarımızın ve ofis binalarımızın içinde yerleşmekten hoşlanmaları bu açıdan hiç de şaşırtıcı değildir.
Ev sahipleri veya bina yöneticileri karıncalar ile nasıl mücadele edebilir?
Çoğu ev sahibi veya bina yöneticisi, çok sık karşılaşılması ve inatçı olmaları nedeniyle, karınca ile mücadelenin en can sıkıcı problemlerinden biri olduğunu kabul eder. Bütün karınca sürüsü ile mücadele etmek için tek bir yöntem ya da strateji yoktur algısı tamamen doğrudur. Sıklıkla, önleme ve kontrol faaliyetleri, çeşitli karınca türlerinde, karınca yuvası yerlerinde ve karıncanın sevdiği yiyeceklerde farklılık gösterir. Diğer bir çok haşere problemlerinde olduğu gibi, eksiksiz ve entegre bir haşere yönetim programının kullanılması en iyi sonucu verir. Başarılı bir karınca ile mücadele programının bazı önemli unsurları:
· Doğru tespit çok önemlidir, zira karıncalar birbirinin aynı değildir. Farklı karınca türleri, birbirlerinden çok farklı davranış, alışkanlık ve yaşam alanlarına sahip olabilir. Bilgi bazlı karınca ile mücadele haşere yönetim uzmanınızın sağlayacağı en önemli hizmetlerden biridir. Haşere karıncaların nerede bulunduğu, faaliyetleri ve nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıkları etkin bir karınca ile mücadele açısından hayati derecede önemlidir.
· Karıncalar yaşamak için neme ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden borulardaki ve çatıların her yerindeki su kaçaklarını tamir ederek nemi yok edin veya en aza indirin. Yağmur olukları ve borularının yağmuru evinizden uzaklaştırdığından emin olun.
· Her şeyi temiz tutun. Mutfaktaki ve yemek yediğiniz diğer yerlerdeki yiyecek kırıntılarını yok edin. Zemini ve dolap üstlerini temiz tutun. Lavaboda bütün gece kirli tabak bırakmayın. Bulaşık makinası ve diğer gereçleri düzenli olarak temizleyin. Çöp kutularını boşaltın ve temizleyin. Karıncaların sevdiği yiyecekleri sıkı şekilde kapatılmış kutularda ya da buzdolaplarında muhafaza edin. Çoğumuz bir şey seyrederken atıştırmaktan hoşlanırız. Bu nedenle televizyon seyrederken yediğiniz alanları kontrol etmeyi unutmayın. Dışarıda ızgara yapıp yediğinizde, ızgarayı temizlediğinizden ve masadaki, tezgâh üstündeki ya da bahçedeki tüm yiyecek kalıntılarını yok ettiğinizden emin olun.
· Dışarıda bırakıcı teknikleri kullanın ki karıncalar evinize giremesin. İşçi karıncalar (yiyecek arayıcılar) evin dışındaki delikler, yarıklar ve açıklıklardan yararlanarak içeri girer. Kabloların, su yolu ve boruların eve girdikleri yerlerin yalıtımını yapın. Ağaç dallarını birbirinin üzerine gelmesini önlemek için budayın. Aksi durumda karıncalar dalları eve girmek için “yol” olarak kullanır. Karıncalar kimyasal koku izi bıraktığı ve bunları takip ettikleri için bu koku izlerini ıslak sünger ya da sabun beziyle silmek faydalı olabilir.
· Sığınaklarını yok ederek ya da en aza indirerek karıncaları evinizden uzak tutun. Evinizin yanında karınca kolonisinin gelişmek için ihtiyaç duyduğu korumayı ve nemi sağlayan şeyleri bırakmayın. Saman örtüsü ve bahçe kerestelerini temelden en az 30 – 60 cm uzağa götürün. Yer örtücü bitkileri inceltin ya da mümkünse tamamen yok edin.
· Çer çöp, kırıntı ve yıkıntıları evden uzağa götürün. Taş yığınlarını veya levhaları yok edin ve toprağı ıslak tutup zemin altında biriktirecek herhangi bir şeye izin vermeyin. Temel yakınındaki çamurluk siperlerinin altını düzenli şekilde kontrol edin. Tüm ağaç köklerini, yerdeki kütükleri ve ağaç dallarını yok edin. Yakacak odunları evden mümkün olduğunca uzakta tutun ve bunları içeri getirmeyin ve garajda tutmayın.
· Evin içinde veya dışında bulunan karıncaları yok etmek için elektrikli süpürge kullanın.
Karınca ile mücadele ürünleri kullanırken şunları unutmayın:
· Sadece görmüş olduğunuz karıncalar ile mücadele etmek için asla haşere ilacı sıkmayın. Koloninin sadece ufak bir kısmını spreylediğiniz için bu genellikle işe yaramaz. Karınca kolonileri birçok işçiden, bir veya birkaç kraliçeden artı karınca larvası ve pupalarından meydana gelmektedir. Koloni ile etkin mücadele, kraliçeleri ve işçilerin yok edilmesine bağlıdır. Bu yapılmazsa koloni yaşamaya devam edecektir ve eğer karıncalar bazı üyelerinin öldüğünün farkına varırsa başka bir yere bile gidebilir.
· Evinizin içindeki karınca ile mücadele yaptığınızda, karıncaları çeken haşere yemlerini kullanmanız en iyi seçenektir. Yiyecek toplayan karıncalar yemi bir başka yiyecek kaynağı olduğunu sanıp kraliçe ve diğer üyelerin yemesi için tekrar yuvaya götürür. Bu yöntemle tüm karınca kolonisi ile mücadele edilmiş olur.
· İçerideki karıncaların için kendin-yap türü haşere ile mücadele yöntemleri ortalama ev sahiplerini neredeyse daima zorlamıştır ve sonuçlar sıklıkla hüsran ve başarısızlık olmuştur. Bu karıncalar çok zorlu oldukları için en iyi yol en iyi çözüm uzmanlardan yardım almaktır.

Latince adı
Arachnida sınıfı
Dış görünümü
Örümcekler sekiz adet bacaklı olup gövdeleri iki bölümden oluşur, kanatsız ve antensizdirler.
Davranışları, beslenmesi ve tabiatı
Bazı örümcekler nemli ortamları tercih ederler ve bodrum katları, döşeme altı boşlukları ve binaların diğer rutubetli kısımları gibi yerlerde yaşarlar. Bazı örümcek türleri ise alt döşeme havalandırma boşluğu kuru, odaların üst köşeleri ve çatı katları gibi kuru ve sıcak yerleri tercih ederler. Karanlıkta saklanırlar.
Böceklerden, diğer örümceklerden ve etkisiz hale getirebildikleri diğer kurbanlardan beslenirler.
Üreme
Dişi örümcekler, içinden yavru örümceklerin çıkacağı bir kese üretirler. Yavru örümcekler, bir dizi kabuk değişimi geçirirler ve sonunda yetişkinliğe ulaşırlar. Erkek örümcekler ise dişilere kur yaparlar. Örneğin, zıplayan erkek örümcekler dişileri etkileyebilmek için zorlu dans gösterileri sunarlar. Çiftleşmek erkek örümcekler için tehlikeli bir olay haline de dönüşebilir, çünkü bazı dişi örümcekler çiftleşmeden sonra erkek örümcekleri yerler.
Üreme
Günümüze değin, dünya üzerinde on binlerce örümcek türü tespit edilmiştir. Bu eklembacaklıların sekiz bacağı vardır ve gövdeleri iki kısımdan oluşur. Örümceklerin üç ya da dört çift gözü vardır. Çoğu örümceğin görme yeteneği gelişmemiştir. Ama zıplayan örümcek gibi bazı türlerinin olağanüstü görüş yeteneği vardır.
Diğer bilgiler
Günümüze değin, dünya üzerinde on binlerce örümcek türü tespit edilmiştir. Bu eklembacaklıların sekiz bacağı vardır ve gövdeleri iki kısımdan oluşur. Örümceklerin üç ya da dört çift gözü vardır. Çoğu örümceğin görme yeteneği gelişmemiştir. Ama zıplayan örümcek gibi bazı türlerinin olağanüstü görüş yeteneği vardır.
Örümceklerin çiğnemek için ağızları yoktur ve genellikle tükürüklerindeki enzimlerle kurbanlarını parçalar ve sonra da yerler. Ayrıca, örümceğin karın kısmı büyük parçalı yiyecekleri yemeğe elverişli değildir. Hemen hemen bütün örümcek türleri vahşi hayvanlardır ve günümüze kadar sadece bir adet bitkilerden beslenen örümcek türü tespit edilmiştir.
Örümcekler, elastik, yapışkan ve dayanıklı bir ağ üretebilme yeteneğine sahiptirler. Bu ağı, yumurta keselerini oluşturmak ve kendilerine ait alanların çizgisini belirlemek için kullanırlar. Örümcek ağının şekli ve ebadı örümcek türlerine göre farklılık gösterir. Bazıları küre şeklinde olurken, bazıları huni şeklindedir ve kimisi oldukça düzenli olarak yapılmışken kimisi de gelişigüzel bir şekle sahiptir. Kimi örümcek türleri kendi oluşturdukları ağ yerine oyuklarda yaşarlarken kimileri de bir yuvaları olmadan oradan oraya dolaşırlar ve buldukları deliklere sığınırlar.

Latince adı
Siphonaptera takımı
Dış görünüşü
Erginleri 2,5 mm boyunda küçük ve kanatsızdır. Küçük iğnelerle kaplıdır ve ağızları çok keskindir.
Davranışları, beslenme ve tabiatı
Ergin pireler, kurbanlarından kan emen parazitlerdir. Pire larvaları ise, özellikle sindirilmemiş kan içeren ergin pirelerin dışkıları da dâhil olmak üzere, organik artıklardan beslenirler.
Üreme
Pire yumurtaları, konakçı üzerinde değil yerde, halılarda, kilimlerde, yatak örtülerinde, döşemelerde ya da yerdeki çatlaklarda kuluçka evresini geçirirler ve çoğu pire iki gün içinde yumurtadan çıkar.
Pire istilasının belirtileri
Pirelerin faal olduğuna dair birçok belirti vardır. En belirgin işaret ise evcil hayvanların sürekli kendilerini kaşımaları ve yalamalarıdır. Bu tür davranışlar, ergin pirelerin evcil hayvanın kanıyla beslenmesi sonucu evcil hayvanlara verdikleri rahatsızlıktan kaynaklanır. Ev sahibi ya da veterinerin, evcil hayvanı ve de kürkünü dikkatli bir şekilde incelemesi gerekir. İnsanlar üzerinde de kaşındırıcı ısırık izleri görülebilir. Bu durumda ise bir tıp doktoruna başvurulmalıdır çünkü pireler dışında da cildi tahriş eden başka hastalıklar olabilir. Ayrıca pire pisliği ve ergin pirelerin dışkıları, pirelerin faal olduğunun bir göstergesidir. Pire dışkısı, iri öğütülmüş karabiber tanelerine benzer ve konakçı evcil hayvanın yaşadığı hayvan yatakları, halılar, kilimler ve diğer yerlerde görülür.
Diğer bilgiler
PİRELER HAKKINDA
Pireler harici parazitlerdir ve ergin pireler konakçılarının derileri üzerinde sürünürken görülebilirler. Ergin pireler ortalama 2,5 mm uzunluğundadır. Vücutları parlak ve kırmızımsı kahverengi rengindedir ve hayvanların kürklerinde rahat hareket etmelerini sağlayacak sıkıştırılmış mikroskobik tüylerle kaplıdır. Pirelerin kanatları olmasa da uzun mesafeler üzerinden sıçrayabilirler. Üç çift uzun bacakları vardır.
Kedi piresi, Türkiye’de en sık görülen pire cinsi olsa da köpek, insan ve fare pireleri de görülür. Pireler, genellikle köpekler, kediler, tavşanlar, sincaplar, sıçanlar, fareler gibi tüylü evcil ya da yırtıcı hayvanlardan beslenirler. İnsanlar, pireler için tercih edilen yiyecek kaynakları değillerdir ve sadece insanlardan beslenerek bir pire nüfusunun hayatta kalabilmesi mümkün değildir.
Dişi pire, yumurtalarını konakçının yüzey tüylerine ya da derisine bırakırlar. Sonra, bu yumurtalar konakçıdan yere düşüp halılara, yatak örtülerine ve mobilyalara yerleşebilirler ve 12 gün içerisinde bu yumurtalardan larvalar çıkar. Pire larvaları, ışığı tercih etmezler ve çatlaklarda ve yarıklarda buldukları organik maddelerden beslenirler. Yaklaşık 18 günde larvalar, etraflarına küçük koza yapı örerek pupa evresine geçerler. Yaklaşık 2 hafta sonra da ergin pireler çıkar ve yiyecek kaynakları aramaya başlarlar. Pireler, evcil hayvanların ve çiftlik hayvanları gibi diğer hayvanların bulundukları yerlerde büyük popülasyonlar halinde bulunurlar. Pire popülasyonunu ortadan kaldırmak için genellikle birçok yöntem bir arada kullanılır.
Pireler tarafından ısırılmış evcil hayvanlar durmadan kendilerini kaşırlar. Pireler aynı zamanda insanlardan da beslenirler ve bazı insanların pirelere karşı alerjileri olabilir. Pirelerin bazen tifo ve tülaremi gibi hastalıkları insandan insana taşıdıkları da görülür.
Pireyle mücadele
Pire istilası çok yönlü bir mücadele planı gerektirir. Sadece evcil hayvanın üzerindeki pirelerle mücadele ya da bireysel pire ısırıklarıyla ilgilenmek evinizi pirelerden kurtarmak için yeterli olmayacaktır. Pireyle mücadelenin etkin yolu hem kimyasal hem de fiziksel yöntemler içermeli ve sadece evcil hayvanınız üzerinde değil evin içinde ve dışında uygulanmalıdır. Elbette, yapmanız gereken ilk şey evcil hayvanınızı her gün kontrol etmek olacaktır. Pirelerin erken tespit edilmesi, evinizin ve evcil hayvanınızın daha az zarar görmesini sağlayacaktır.
Evcil hayvanınızı rahatsız edecek tek haşere pire değildir. Veterinerinizle ya da “Bayer Koruma Programı” üyesi bir ilaçlama firması ile görüşmeniz, evcil hayvanınızı rahatsız eden haşerenin pire olup olmadığını anlamanızı sağlayacaktır. Size, evinize gelmeden önce, evinizi iyice temizlemenizi söyleyeceklerdir; evinizi baştan aşağı süpürmenizi, yerleri silip paspaslamanızı, bütün yatak örtülerini yıkamanızı ve var olan bütün çöplerden kurtulmanızı isteyeceklerdir.
Bu işlemleri yaptıktan sonra, ilaçlama şirketi, evinizin içinde ve dışında, pirelenmiş yerlere gerekli ilaçlamayı yapacaktır. İlaçlama teknisyeni, ilaçlamaya başlamadan önce başka işler yapmanızı da isteyebilir. Ayrıca, size ileride başka bir pire istilasını önleyebilmeniz için yapmanız gerekenleri de anlatabilir.

Latince adı
Tesbih böceği olarak adlandırılsalar da bunlar gerçekte böcek değillerdir. Bu tür karada yaşayan kabuklulardandır. Türkiye’de genel olarak görülen iki türü vardır. Bunlar Porcellio laevis ve P. scaber’dir.
Dış görünümü
Tesbih böcekleri düz, oval canlılardır. Boyları yaklaşık 1 cm’dir. Vücutları birkaç bölümden oluşur. Yedi çift ayakları ve iki çift antenleri vardır. Tesbih böceklerinin kuyruğa benzer iki adet uzantısı vardır.
Davranışları, beslenme ve alışkanlıkları
Tesbih böcekleri vücutlarında su tutamadıkları için yaşamlarının büyük çoğunluğunu nemli ortamlarda geçirirler. Dış mekânlarda ağaç kütüğü, kaya, saksı ve çöp kutularının altına gizlenirler. Tesbih böcekleri organik artıkları ve çürüyen bitkileri yiyerek beslenirler. Bu nedenle ekili alanlardaki kuru otların altında sıklıkla görülürler. Nemin muhafaza edilmesi için genellikle geceleri hareket ederler.
Tesbih böcekleri evlerin içerisine zemin seviyesindeki kapılardan ve pencerelerden girerler. Kayar cam kapılar evlere girdikleri yerlerin başında gelmektedir. Ev sahipleri, tespih böcekleri ile evlerin nemli ve rutubetli alanları ile bodrum katlarında karşılaşır. Tesbih böcekleri evin tüm alanlarında dolaşabilir. Garaj ve depo bölümlerinde de sıklıkla görülmektedir. Tesbih böcekleri için evin çoğu alanı fazlasıyla nemsiz bir ortam olduğundan iç mekâna girdikten bir süre sonra ölürler.
Diğer bilgiler
Tesbih böcekleri ile mücadelede en etkin yol saklandıkları yerlerin temizlenmesidir. Saklanabilecekleri nemli ortam olmadığında tespih böcekleri uzaklaşacak veya ölecektir. Bu konuda ev sahiplerinin yapabileceği birkaç basit işlem vardır: Yakacak odun ve kütükler evlerden uzağa taşınmalı ve yerden yüksekte muhafaza edilmelidir. Tesbih böceklerinin saklanmak için kullanabileceği ağaç kütüğü, tahta ve taşlar uzaklaştırılmalıdır. Kuru yaprak yığınları temizlenmeli ve kesilen çimler atılmalıdır. Yağmur oluklarının tıkalı olmadığı ve drenajın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiği kontrol edilmelidir.
Ekili alanlardaki kuru otların temizlenmesi gereklidir. Evlerin civarındaki kuru ot ve yapraklardan arındırılmış bir bölge bırakılmalıdır. Bu bölge 15 ila 30 cm genişliğinde olmalıdır. Böylelikle tesbih böceklerinin ve diğer zararlıların yuvalanması engellenebilir. Evlerin yakınında nemli ve gölge bir ortam yaratıyorlarsa ağaç dallarının ve bodur ağaçların budanması gerekebilir.
Dış kapıların düzgün şekilde kapatıldığından emin olunmalıdır. Pencere yalıtım bantları ve kapı altı süpürgelikleri onarılmalı ve kötü durumda olanlar değiştirilmelidir Döşeme altı boşlukları tesbih böceklerinin içeriye girmesine engel olacak şekilde kapatılmalıdır. Ancak döşeme altındaki havalandırma deliklerinin hava sirkülasyonunu sağladığından emin olunmalıdır. Tuğla evlerde oturanlar, tesbih böceklerinin evin içerisine girmesinin engellemek için dren deliklerinin küçük plastik perdelerle kapatmayı tercih ediyorlar.
Su yalıtımı, bodrum katlarındaki duvarlarda rutubeti azaltabilir. Hangi ürünlerin önerildiğini görmek için ev eşyaları satan mağaza danışmanlarından yardım alabilirsiniz. Kimi durumlarda bodrum katlarındaki rutubetin azaltılması için nem giderici cihazların kullanılması da etkili olabilir.

Latince adı
Cimexlectularius L.
Dış görünümü
Tahtakuruları, 4 ya da 5 mm boyunda (yaklaşık elma çekirdeği ebadında), düz, kırmızımsı kahverengi renkli ve oval şekilli haşerelerdir. Kan emdikten sonra renkleri daha kırmızı olur ve daha şişkin görüntüleri olur.
Davranışları, beslenmesi ve alışkanlıkları
Tahtakuruları sadece kanla beslenir. Soğuk hava koşullarında, bir seneye kadar beslenmeden yaşayabildikleri bilinmektedir. Geceleri, evdeki insanlar uyudukları sırada, daha faal olurlar. Döşek araları, çarşaflar, mobilya, süpürgeliklerin arkası, priz boşlukları ve resim çerçeveleri dâhil olmak üzere yarıklarda ve çatlaklarda bulunurlar. Genellikle, ziyaretçilerin bavullarında ya da cüzdan, çanta gibi şahsi eşyalarında odadan odaya geçebildikleri otel odalarında tahta kurularına sıkça rastlanır.
Üreme
Dişi tahtakuruları, günde bir ile beş yumurta arasında olmak üzere tüm hayatları boyunca toplam 200 ila 500 yumurta yumurtlayabilirler. Normal oda sıcaklığında ve yeterince besin kaynağıyla, 300 günden fazla bir süre yaşayabilirler.
Tahtakurusu istilatının belirtileri
Tahtakurularının varlıklarına dair birçok belirti olabilir. Birincisi, tahtakurularının görülmesidir. Yetişkin tahtakurularının şekli ve ebadı, elma çekirdeğiyle aynıdır. İkinci belirti, kabuk derileridir. Yavru tahtakuruları büyüdükçe kabuklarını dökerler ve etrafta bu kabukların bulunması tahtakurularının varlığının bir işaretidir. Tahtakuruları, beslendikten sonra saklanmak için yuvalarına geri dönerler. Sığındıkları yuvalarında, gözenekli yüzeylerde siyahtan kahverengiye çalan, gözenekli olmayan yüzeylerde ise kahverengiden siyaha çalan dışkılarını bırakırlar. Deri üzerinde görülen ısırıklar da tahtakurularının varlığının bir işareti olabilir ama deri üzerinde kırmızı şeritler başka nedenlerden de kaynaklanabileceği için diğer başka belirtilere göre hareket etmek gerekir.
Diğer bilgiler
Tahtakuruları, Cimicidae familyasına ait küçük, geceleri ortaya çıkan kanatsız böceklerdir. İnsan kanıyla ve diğer sıcakkanlı hayvanlardan beslenirler. Şekilleri ovaldir ve yetişkin olduklarında boyları 4 ile 5 mm. arasındadır. Renkleri kahverengimsi kızılla koyu kırmızı arasındadır. Yetişkin tahtakurularının kanatları yoktur ve bu böcekler yassı bir görünüme sahiptir.
Tahtakuruları, kendilerine büyük bir avantaj yaratan, sırttan karına doğru yassı ve ince bir şekle sahiptirler. Genellikle süpürgelik arkası, yer çatlakları ve halı altları ya da gevşemiş duvar kağıdı arkası gibi fark edilmelerinin zor olacağı, alışılmadık yerlerde saklanırlar. Sadece fark edilmeleri zor olmayıp aynı zamanda birbirlerine yakın olarak dururlar ve kendilerine özgü, tuhaf, tatlı ama hoş olmayan bir kokuları vardır. Döşeklerde ve çevredeki mobilyalarda bulunacak dışkı izleri tahtakurusu istilasının belirtisidir. Tahtakurusu ısırıkları, deri üzerinde kırmızı kaşıntılı izler bırakabilir ve hatta aşırı kaşınma gibi alerjik reaksiyonlara yol açabilir, ancak ısırılan herkeste bu tür reaksiyonlar görülmez.
Tahtakuruları, ilk çağlardan beri dünyanın her tarafında bulunmaktadır. Değişik çeşitleri bulunuyor olmasına rağmen en çok rastlanan cinsi olan bildiğimiz tahtakurusu (Cimexlectularius), özellikle insanların bulunduğu ortamlara kolaylıkla uyum sağlar. Diğer türler ise kuşları ve yarasaları tercih etse de mecbur kaldıklarında insanlardan beslenirler. Kuş yuvalarında yaşayabildikleri için kuş yuvalarının bulunduğu evlerde ve özellikle çatılarda sıkça görülürler. Tahtakuruları, seyahat yapan insanlar tarafından bavullar, giysiler, yataklar ve mobilyalar aracılığıyla taşındıkları için dünya genelinde oldukça yaygındırlar. Alışılmadık yerlerde yaşasalar bile genellikle yatak yakınındaki küçük çatlaklarda ya da yorganlarda ve yatak örtülerinde bulunurlar.
Korunma yöntemleri
Tahtakurularını hemen her yerden, istila etmiş oldukları ofislerden dükkanlardan, otellerden, spor salonlarından ve diğer sayılamayacak kadar çok yerlerden toplamak mümkündür. Bavulunuzda, kişisel eşyalarınızda hatta sizin üstünüzde saklanabilirler ve sizinle beraber gittiğiniz eve, apartman dairesine, villaya gidebilirler. Kapalı alana girdikten sonra deneyimli bir ilaçlama firmasının yardımı olmadan tahtakurularıyla mücadele etmek neredeyse imkansızdır. Tahtakurusu istilasının temiz olmayla hiçbir ilgisi yoktur, en iyi otellerde bulunabilir ve insanlar üzerinden en temiz evlere geçebilirler. Ama varlıklarını erken tespit ederek masraflı bir tahtakurusu istilası olasılığının önüne geçebilirsiniz.
Seyahat ederken
Seyahat ederken aşağıda belirtilen maddeleri uygulayarak, tahtakurularını eve getirme ihtimalinin önüne geçebilirsiniz:
· Yüzeylerde, yatak örtüleri, döşek etiketleri ve yatak etekleri gibi, pas renginde noktalar olup olmadığını kontrol edin.
· Döşekler, yatak çerçevesi, yatak başı, süpürgelik ve mobilyalar dahil olmak üzere, tahtakurularının saklanabileceği bütün yerleri kaldırıp altına bakarak kontrol edin. Genellikle beslenmek için geceleri ortaya çıksalar da gündüzleri yatağın 1,5 metre çapı alanında bulunma olasılıkları yüksektir.
· Bavulunuzu bagaj rafına kaldırıp yatağın yakınından uzaklaştırın, çünkü tahtakuruları genellikle yatak başı, sanat eserleri, resim çerçeveleri ve priz yuvaları gibi yerlerde saklanırlar.
· Bavulunuzu toplarken ve eve dönüp açtığınızda dikkatlice kontrol edin. Bavulu her zaman yatağınızdan uzakta tutun ve yataktan uzak bir yerde, dolapta ya da başka bir yerde saklayın.
· Seyahatinizden eve döndükten sonra tüm kıyafetlerinizi kurutucuya koyun ve kurutucuyu en yüksek ısıda en az 15 dakika süreyle çalıştırın.

Rattus norvegicus
Görünümü
Lağım fareleri, ağırlıkları 500 gramdan fazla olabilen büyük kemirgenlerdir. 40 cm uzunluğa varabilirler ve sadece kuyruklarının uzunluğu 21 cm gelebilir. Lağım faresinin vücudu, kahverengi veya gri renkte olan kabarık bir kürk ile kaplıdır. Kulakları ve kuyruğu pul puldur ve kuyruğu, kafa ve vücudundan daha kısadır. Dışkısı kapsül şeklindedir.
Davranışları, beslenme şekli ve tabiatı
Lağım fareleri genellikle yeraltı oyuklarında yuvalanırlar ve yiyecek aramak için buralardan evlere girerler. Gündüzleri saklandıkları yerlerde kalma eğilimindedirler.
Lağım fareleri hem etçil hem otçuldur ve çeşitli yiyecek kaynaklarıyla beslenirler. Eğer seçme şansları olursa, et, meyve, tahıl ve fındık tüketeceklerdir. Ayrıca ölü hayvanlar da bu fareler için bir besin kaynağıdır ve küçük balık ve kemirgenleri yakalayabilirler. Su içmek isterler ve yaşam yerlerini mümkün olduğunca su kaynaklarına yakın yerlere yaparlar. Lağım fareleri, baskın ve itaatkar üyelerden meydana gelen topluluklar halinde yaşasalar da, karıncalar gibi gerçek anlamda sosyal değillerdir.
Üreme
Lağım fareleri 2-5 ayda cinsel olgunluğa ulaşır ve yılın her ayı çiftleşebilirler. Bir doğumda meydana gelen yavru sayısı 4-22 arasında olabilir. Dişiler yılda 3-12 arası doğum yapabilirler. Yetişkinler genellikle doğal ortamda bir yıla kadar hayatta kalırlar.
Lağım faresi istilasının belirtileri
Lağım fareleri, saklandıkları yerden yer darlığı veya karmaşadan dolayı çıkarılmadıkça, ortalıkta görülmezler. Gündüzleri görülmeleri potansiyel büyük bir istilayı işaret eder. Binaların etrafındaki açık alanlardaki oyuklar, lağım faresinin yuvalanmasının bir belirtisi olabilir. Lağım faresine dair diğer işaretler, yiyecek ve kablo gibi cisimler üzerinde bıraktıkları ısırık izleridir. Aynı zamanda kenar boyunca koşan farelerin yaptığı sürtünme izleri ve yağ lekeleri de hareketliliği gösterebilir. Genel olarak, leke ne kadar koyuysa hareketlilik o kadar büyük demektir. Belki de en bilinen işaretlerden birisi, dışkılarıdır. Lağım farelerinin dışkıları çok katı ve 18-20 cm uzunluğundadır. Bu dışkılar kemirgenlerin sık olarak geçtikleri yollar boyunca dağılmış halde olabilir.
Diğer bilgiler
Lağım fareleri tüm dünyada oldukça yaygındır. Günümüzde, lağım fareleri insanlara ait değişik yaşam ortamlarında barınabilmektedirler. Lağım farelerinin başlangıçta sadece ılıman orman bölgelerinde yaşadıkları düşünülse de, ortama uymada son derece başarılıdırlar ve artık yoğun nüfusa sahip şehirlerde de rahatça yaşamaktadırlar. Dışarılarda, binaların altındaki toprağın içindeki oyuklarda, toprak dolgularda ve ağaç köklerinin yanında görülebilirler. İç ortamlarda ise, bodrum veya zemin katlarda, alçak tesisat kanalı ve döşeme altı boşluklarında, çatı katlarında ve kanalizasyonlarda yaşarlar. Farklı hastalıkların taşıyıcıları olabilirler.

Mus musculus
Görünümü
Fındık fareleri açık kahverengi veya gri ile siyah arası renkte kısa tüylerle kaplı olup, göbek kısımları daha açık renktedir. Kulaklarında ve kuyruğunda da vücudundakinden daha az olmak kaydıyla, tüy bulunmaktadır. Yetişkin fareler 12-30 gram arası ağırlıkta olup, burundan kuyruk ucuna kadar 20 cm’e kadar büyüklüğe ulaşabilirler. Dışkıları çubuk şeklinde ve her iki tarafı sivri uçludur.
Davranışları, beslenme ve tabiatı
Normalde, fındık fareleri yuvalarını çiftlik alanlarında, otlu ve ağaçlık alanlarda karanlık ve doğal şartlara karşı korunaklı ve hazır besin kaynaklarına yakın mesafede olan yerlerde yaparlar.
Çok meraklı bir tabiata sahip olan fındık faresi gününü mıntıkasında dolaşarak geçirip yeni veya anormal şeyleri araştırır. Fındık faresi, beslenmesinde, eğer varsa, tohum ve fındığı tercih eder ama, aslında bu fırsatçı hayvan bulduğu her şeyi yemektedir. Fare ilaçlama da kullanılan yemler çok çekici olmasına rağmen fındık faresi zaman zaman yem çekingenliği gösterir.
Dışarıdaki sıcaklık düşmeye başladığı zaman, kış uykusuna yatmadıkları için, fındık fareleri yaşamak için daha sıcak yerler aramaya başlar. Çoğu kez, etrafa yayılan yiyecek kokusu ve sıcaklığın etkisiyle, fındık fareleri binalara girebilmek için, kablo hatları, boru ağızları ve kapı altı boşlukları gibi her türlü girişten faydalanırlar.
Üreme
Fındık faresi çok hızlı üremesiyle bilinmektedir. Dişi bir fındık faresi, her bir doğumda ortalama altı yavru olmak üzere her yıl sekize kadar doğum yapabilmektedir. 21 günlük hamilelik sonrası, bu fındık faresi yavruları tüysüz, gözleri kapalı ve tümüyle annelerine bağımlı olarak doğarlar. Yaklaşık 21 günde ergin fareler sütten kesilip çevrelerini keşfetmek için yuvalarından uzakta kısa gezintiler yapmaya başlayabilir. Farelerin çoğu yaklaşık 35 günlükken cinsel olgunluğa ulaşır ve altı haftalık olduklarında çiftleşmeye başlar.
Ev faresi istilasının belirtileri
GÖZLE GÖRÜLMELER
Genellikle akşamları hareket halinde olsalar da, fındık farelerini gündüz vakti de evinizde dolaşırken görmeniz mümkündür. Bu hayvanlar sıklıkla duvarların etrafında koştururken ya da normalde sakin olan saklanma yerlerinden kaçarken görülürler.
DIŞKILAR
Nerede fare varsa orada dışkı vardır. Bu küçük topaklara hayvanların ziyaret ettiği veya dolaştığı her yerde rastlanılması olağandır. Yaklaşık 3 ila 6 mm uzunluğunda olan bu dışkılar uçları sivri çubuk şeklinde olabilir.
İnsanlar fındık farelerinin dışkılarını, Amerikan hamam böceklerinkiyle karıştırabilmektedir. Genel olarak boyutları ve görünümleri benzer olsa da farenin dışkısında farenin kendisini kaşıması nedeniyle tüy olabilir. Bunun yanı sıra böcek dışkısının uçları sivri olmayıp genellikle kenarlardan aşağı doğru dökülen kabartılar bulunur.
AYAK İZLERİ
Fareler çevrelerini kolaçan ettikçe, arkalarından sık sık yüzeyler üzerinde ayak izleri ya da başka izler bırakırlar. Dört parmaklı ön ayakları ve beş parmaklı arka ayak izlerinin meydana getirdiği farklı iz şekli oradan bir farenin geçtiğine dair çok açık bir işarettir.
KEMİRME/ÇİĞNEME
Fındık fareleri çok farklı çeşitte maddeleri çiğneyebilmeleriyle bilinirler. Çoğu kez, talaş ve yeni çer çöp birikintileri ilk hasar göstergesidir. Diş ve ısırık işaretleri ayrıca, sık sık gidilen yerlerin kenarlarında, cisimlerin köşelerinde veya bir bölgenin içine doğru oluşturulmuş oyuklarla fark edilebilir.
OYUKLAR/TÜNELLER
Fındık fareleri, izolasyon ve diğer yumuşak malzemeler gibi karanlık ve korunaklı bir ortam sağlayan malzemeler içinde yuva yapmaya meyillidir. Bu yuvalar genelde toz ve örümcek ağı barındırmayan ama belki dışkı pisliklerinin olabildiği oyuklar ve tünellerle karakterize edilir.
SESLER
Akşam saatleri boyunca, özellikle etraf karanlığa ve sessizliğe büründüğünde, bu küçük hayvanların duvarları kemirip, eşeleyerek, tavanların etrafında koşuşturarak ve muhtemelen cıyaklayarak çıkardıkları sesler sıklıkla duyulabilir.
KOKU
Fındık faresinin idrarı diğer kemirgenlerle iletişiminde önemli bir rol oynar. Çoğu kez, kemirgenler dişileri kendine çekmek veya diğer erkekleri uzaklaştırmak için bir bölgeyi işaretlerler. Geniş bir kemirgen popülasyonunun bulunduğu veya uzun bir süre bulunmuş olduğu bir alanda farklı bir koku fark edilebilir.
Fındık faresi ile mücadele
Farelerin evlere girmesini önlemek için, bir kalem kapağından daha büyük tüm çatlaklar, yarıklar, delikler ve açıklıkların çimento veya karışım bileşikleriyle kapatılması gerekir. Farelerin kemirebilmeleri nedeniyle bu deliklerin ağaç malzemelerle kapatılması tavsiye edilmemektedir.
Temizliğin de haşere yayılması üzerinde bir etkisi vardır. Kullanım sonrası tabakların hemen yıkandığından emin olun. Yiyecekler sızdırmaz kapaklı cam ya da metal kutularda saklanmalıdır. Fareler sularının çoğunu çöplükteki yiyeceklerden elde ederler ve masaüstü ve yerlerde kırıntı ve parça bırakılmamalıdır.
Bir ev zaten istila edildiyse önleyici yöntemlerin etkisiz olduğu görülmüştür. En etkili fare ile mücadele yöntemleri, eğitimli uzmanlarca yürütülmüş olanlardır.
Diğer bilgiler
Fındık faresi insanların yaşam alanlarında yaşamaya meyilli olmasıyla bilinen küçük bir memelidir. İnsanların yanında sıradan fındık faresi dünyadaki en yaygın memeli türlerinden biridir. Asya’ya özgü olan bu kemirgenler dünyanın her yanına yayılmıştır. Çoğunlukla insanlara ait yaşam alanlarında veya yakınlarında yaşadıkları görülmektedir. Aynı zamanda laboratuvar deneği olarak da kullanılabilmektedirler ve bilimsel araştırmalara büyük katkı sağlamaktadırlar.
Fındık faresi yürür, koşar ve dört ayağı üzerinde durur. Aynı zamanda arka ayakları üzerinde de durabilir ve kuyruğundan destek alması hareket halindeyken ayrıca dengeyi sağlar. Fındık fareleri keskin bir duyma hissine sahiptir ve diğer farelerle ciyaklamaya benzer tiz bir sesle iletişim kurar. Bu ciyaklamaların bazısı insanlar için duyulabilir olsa da diğerleri ses ötesi aralığındadır. Sıradan fındık faresi 12-22 gram arası olup 20 cm’e kadar büyüyebilir. Siyah ile açık kahve veya gri renkte, kısa tüylü ve gövdesi daha açık renklidir.

Rattus rattus
Dış görünüşü
Siyah ya da kahverengi renkte, uzun kuyruklu, boyları 40 cm’ye kadar ulaşabilen büyük kulakları ve büyük gözleri olan hayvanlardır. Vücutları, Lağım faresinden daha küçük ve incedir. Kürkleri yumuşaktır.
Davranışları, beslenmesi ve alışkanlıkları
Binaların içlerine ya da altlarına ve çöp ya da tahta yığınlarının içlerine yuva yaparlar. Çok iyi tırmanıcıdırlar ve binaların üst kısımlarında da görülürler.
Hem et hem de ot yerler ama genellikle tahılları, meyveleri, yemişleri ve sebzeleri tercih ederler.
Üreme
Doğduktan sonra iki ile beş ay içerisinde cinsel olgunluğa ulaşırlar ve her sene, her batında altı ile sekiz yavru doğurup, bir senede dört ile altı defa arasında doğururlar. Ömürleri bir sene kadardır.
Çatı fareleri olağanüstü üreyici hayvanlardır. Dişi fareler yıl boyunca yavrularlar. Bir yıl içerisinde bir dişi fare, 40 tane kadar yavru fare doğurabilir.
Çatı faresi istilasının belirtileri
Canlı ya da ölü farelerin etrafta görülmesi kemirgen aktivitesi olduğuna işaret eder. Eğer çatı fareleri ortaya çıkmışlarsa, bu genellikle saklanma yerlerinin başka kemirgenler tarafından işgal edildiği ya da inşaat gibi nedenlerden ötürü yerlerinden oldukları anlamına gelir. Etrafta dışkılarının görülmesi de çatı farelerinin faal olduğuna dair önemli bir işarettir. Çatı faresinin dışkısı 12 ile13 mm arasında ve sivri uçludur. Lağım faresinin dışkısı ise 18 ile 20 mm arasında ve kapsül şeklindedir. Bir çatı faresi istilası olduğuna dair belirtiler ise yüzeylerde görülen yağ izleri ve yuvalarıdır. Bu yağ izleri, kemirgenler kenarda yürüdükçe, kürklerinde bulunan yağların etrafa bulaşmasıyla oluşurlar. Kapalı mekânlardaki yuvalarını ise çatı katları gibi yalıtımlı yerlerde yaparlar.
Diğer bilgiler
Çatı fareleri, uzun yıllar boyunca Orta Çağ’da büyük insan kayıplarına sebep olan Kara Veba’nın sorumlusu pirelerin taşıyıcıları olarak adlandırıldılar. Artık bu veba, insanlık için bu derecede bir tehlike oluşturmasa bile, çatı fareleri hala potansiyel hastalık taşıyıcısıdırlar.
Bir çatı faresi istilasıyla mücadele edebilmenin ilk adımı hangi kemirgenin istila ettiğini bulmaktır. Çatı farelerinin, kafalarından ve gövdelerinden daha uzun olan tüysüz ve pullu kuyrukları vardır. Bu fare türü gececidir ve çok iyi bir tırmanıcıdır.
Evinizin bir fare kolonisine yuva haline gelmemesi için bütün pencerelerin ve havalandırma deliklerinin siperlendiğinden emin olun. Çatı fareleri aynı zamanda duvarlardaki boşluklardan, saçaklardan ve ağaçların dalları üzerinden çatılardan girebilirler. Farelerin girişini engellemek için ağaçları düzenli şekilde budayın.
KARINCALAR
Dünyada 20.000’e yakın türü ile en kalabalık ailelerden birisidir. Yaşam çemberlerinde yumurta, larva, pupa ve erişkin evreleri bulunmaktadır.
Kolonilerin çok kalabalık olabilmesi, kraliçenin ölene kadar yumurta bırakması ve yuva tespitinin her zaman yapılamaması, karınca mücadelesini oldukça zorlaştırmaktadır.
Firavun Karıncalar
Renkleri açık sarıdan kırmızımtrak kahverengiye değişir. Boyları 2 mm civarındadır. Ev, apartman, hastane, otel vb.. her türlü işletme ve ortamda bulunabilirler. Gıda tercihleri de bulundukları ortamlar gibi çok çeşitlidir. Bal, meyve suyu, yağ, ölü böcekler, et hatta kan ile dahi beslenebilirler.
Gıda tercihlerinin ve yaşam alanlarının çok çeşitlilik göstermesi ve küçük boyları, firavun karıncaların binalardan elimine edilmelerini zorlaştırmaktadır.
Kaldırım Karıncaları
Vücut uzunlukları 2,5-3 mm ve renkleri kırmızımtrak kahverengi ya da kahverengi-siyahtır. Bacaklar ve antenler daha açık renklidir. Kolonilerin üreme kapasitesi oldukça yüksektir and çok farklı iklimlerde yaşamaya adapte olmuşlardır. Çeşitli gıda kaynaklarından beslenebilirler.
Kaldırım karıncaları yuvalarını, yürüme yollarının yanına ya da altına, kaya altlarına ya da çürümekte olan tahtaların içerisine yapmalarından dolayı bu adı alırlar. Kış aylarında iç alanlara taşınırlar. Kaldırım karıncalarının işçileri, iç alanlara betonlardaki çatlaklar veya tesisatlar vasıtasıyla girerler. Ev içlerinde yağlı ve tatlı gıdalara çekilirler.
Marangoz Karınca
İşçi, erkek ve kraliçeler ebat olarak birbirinden farklılık gösterdiğinden polimorfik karıncalar grubuna girmektedir.
Tahtaların içerisinde pürüzsüz tünel ve galeriler açtıkları için Marangoz Karınca adı verilmiştir. Genellikle diğer böcekler tarafından zarar verilmiş, çürümekte olan tahtaları seçerler.
Marangoz karıncaların kolonileri, kanatlı erkek ve dişilerin çiftleşmesi ve dişilerin ölü ya da canlı ağaçların deliklerine girmesi ile başlar. Büyük kolonileri olan karıncalardır. Bazı türlerde bir kolonide 100.000’den fazla işçi olduğu bildirilmiştir.
Siyah Bahçe Karıncaları
İşçileri 2-5 mm boyunda küçük karıncalardır. Açık alanlarda, bitki örtüsünün az olduğu kumlu topraklarda yuvalanırlar.
Siyah bahçe karıncası, afidlerin bitki gövdelerinde meydana getirdikleri bitki özsuları ve canlı ya da ölü böceklerle beslenirler. İç alanlarda bal, reçel benzeri şekerli gıdalara çekilirler.
Çifleşme uçuşları yazın sonlarında ve ilbaharın başlangıcında şekillenir. Döllenmiş dişinin başlattığı yeni koloni on yıl sonra 100.000 birey içerir hale gelir.
HAMAMBÖCEKLERİ
İşletme ve evlerde en yaygın görülen haşere türlerinden biridir.
Hamamböcekleri dünya üzerinde 350 milyon yıldır bulunmaktadır ve her türlü ortama adapte olabilmeleri hayatta kalmalarında bu kadar başarılı olmalarını sağlamaktadır.
Bilinen yaklaşık 3500 tür hamamböceğinden çok az sayıdaki türü insanların yaşam alanını istila etmektedir.
Hamamböcekleri geceleri aktiftirler ancak gündüz de görülebilirler. Gündüzleri görülmeleri populasyonun yoğun olmasına ya da populasyon içerisinde stres yaşandığına işaret eder.
Kanalizasyon, banyo ve gider boruları ile alakalı olmaları ve bu ortamlarda bulunan her türlü madde ile beslenebilmeleri hamamböceklerini sağlığı riske atan önemli zararlılardan biri haline getirir. Salmonella, Kolera, Tifo, Dizanteri ve ishal vb.. çok sayıda hastalığın taşınması ve bulaşmasından sorumlu olabilmektedir. Değiştikleri vücut kılıfları ve dışkılarının da alerjik hastalıklara ve astıma sebep olduğu bilinmektedir.
Mücadelede temizlik ve yalıtım önem taşır. Saklanma alanlarının yok edilmesi, kırık fayansların değiştirilmesi, duvarlardaki yarık ve çatlakların kapatılması gerekir. Depolanan malzemelerin karton kutularından çıkartılarak raflara dizilmesi saklanma alanlarının yok edilmesi açısından önemlidir. Gelen malzemelerin kontrol edilerek alınması, gıdaların kapalı kaplarda saklanması, gün sonunda temizlik yapılması, çöplerin çıkarılması, kapıların altına fırça takılması hamamböceği mücadelesinde alınabilecek kültürel ve fiziksel mücadele metodlarındandır.
Alman Hamamböcekleri
Başlarının arkasında birbirine paralel iki koyu çizgi vardır. Renkleri altın sarısı –kahverengi arasıdır.
İç alanlarda nemli alanlarda yaşamayı tercih eder, bu nedenle mutfak ve banyolarda bulunurlar.
Yaşam döngüleri yumurta-nimf-ergin şeklinde tamamlanır. Dişiler 16-40 adet yumurtayı taşıyan kapsülleri 1 ay kadar taşıdıktan sonra, nimflerin çıkmasından hemen önce bırakırlar.
Alman Hamamböcekleri her şeyle beslenen canlılardır ancak fermente gıdaları tercih ederler. Su var olduğu müddetçe erişkinler açlığa bir ay dayanırlar ancak su ve gıda yoksunluğunda 2 haftadan kısa sürede ölürler.
Amerikan Hamamböcekleri
En büyük hamamböceği türlerinden biridir.
Dişi ve erkeklerin gelişmiş kanatları vardır ve hava sıcaklığının 29 °C olduğu aylarda uçabilirler.
Amerikan hamamböcekleri genellikle kanalizasyon gibi nemli ve sıcak yerlerde yaşamayı tercih eder ancak uygun ortamı bulduklarında iç alanlarda bodrum katları, banyo, mutfak dolapları vb.. nemli ve karanlık ortamlarda da yaşayabilirler.
Diğer tüm hamamböcekleri gibi herşey ile beslenebilseler de çürümekte olan organik maddeleri tercih ederler.
Yumurta kapsüllerinde 14-16 adet yumurta bulunur . Yumurtadan çıkan nimfler erişkin hale gelebilmek için 9-13 defa gömlek değiştirir ve bu süre hava sıcaklığına göre 160-971 gün sürebilir.
Oryantal Hamamböceği
Erişkinleri siyah ya da koyu kahverengidir. Erkeklerde kanat vardır ancak tüm vücüdu kaplamaz, vücudun 2/3’ünü kaplar. Dişilerde ise kanat bulunmaz, kanat yastıkları vardır. Her iki cinsiyetin de uçma yetenekleri yoktur.
Yumurta kapsüllerinde yaklaşık 16 adet yumurta vardır ve yumurtalar oda koşullarında iki ayda açılırlar.
Çürümekte olan organik materyaller dahil her şeyle beslenebilirler. İç ve dış alanlarda yaşayabilirler. Dış alanlarda kanalizasyon ve gider borularında, iç alanlarda bodrum katlarında ve ev içlerinde nemli ve karanlık her yerde yaşayabilirler.
Kahverengi Bantlı Hamamböceği
İç alanda yaşayan en küçük hamamböceği türlerinden biridir. Açık kahverengi olmaları ve ebatları nedeniyle Alman Hamamböceği ile karışıtırılırlar ancak erişkinlerinin vücutlarında enine ve çapraz olarak açık renkli bantların görülmesi ile Alman Hamamböceklerinden ayrılırlar.
Dişilerin vücudu erkeklerinkinden daha geniştir ve erkekler rahatsız edildiklerinde uçabilirler. Nimf, dişi ve erkeklerin zıplama özellikleri vardır.
Kahverengi bantlı hamamböcekleri, Alman Hamamböcekleri gibi suya bağımlı değildir. Bu nedenle tavanlarda, çerçeve arkaları, buzdolabının motor kısımları, elbise dolapları ve mobilyalar benzeri alanlarda bulunurlar.
Nişastalı gıdaları tercih ederler. Ancak diğer tüm gıda maddeleri ile de beslenebildikleri gibi, gıda özelliği taşımayan naylon, yapıştırıcı, deri vb.. materyaller ile de beslenebilirler.
SİVRİSİNEKLER
Sivrisinekler, dünyanın en tehlikeli canlıları arasında zirvede yer almaktadır. Sıtma, Sarı Humma, Batı Nil Virüsü, Fil Bacak ve çeşitli Beyin zarı yangılarına sebep olarak her sene milyonlarca insanın hastalanmasına ve ölümüne sebep olur.
Sivrisinekler, yumurtalarını durgun sulara tek tek ya da küme olarak bırakır. Tam başkalaşım geçirirler ve yaşam çemberleri yumurta-larva-pupa ve erişkin olarak tamamlarlar. Dişi ve erkekler bitki özsuları ve nektarlar ile beslenirler ancak dişilerin yumurtlayabilmesi için kan emmeye ihtiyaçları vardır. Havaların yaşam için elverişsiz olduğu kış aylarını ya erişkin olarak garaj, ahır, ağaç kovuğu gibi korunaklı yerlerde ya da larva olarak suyun içerisinde geçirirler.
Bahçenizde sivrisinek üremesine izin vermemek için kullanılmayan durgun su kaynaklarını boşaltın ya da üzerlerini kapatın. Çatı oluklarınızı temizletin.
KEMİRGENLER
Dünya genelinde 2700 tür ile en geniş memeli grubu, kemirgenlere aittir. Ancak sadece üç tür insanlarla iç içe yaşamaya adapte olmuşlardır. Bu türler Ev faresi (Mus musculus), Lağım sıçanı (Rattus norvegicus) ve Çatı Sıçanı (Rattus rattus)’tur.
Kemirgenlerin fiziki özellikleri şaşırtıcıdır. Atlama ve zıplama yeteneklerinin yanısıra, iyi yüzücüdürler ve suyun altına uzunca sayılabilecek bir süre kalabilirler. Lağım sıçanlarının kanalizasyon içerinde ve S şeklindeki borulardan geçerek tuvaletlerden evlerin içerisine ulaştıkları bilinmektedir. Ev fareleri ıslanmayı sevmezler ancak gerektiğinde yüzebilirler. Her üç kemirgen türü de eğer yüzey yeterince kaba ise dikey yüzeylere tırmanabilirler. Fareler bir dolma kalemin geçtiği her delikten geçebilirler.
Alt ve üst kesici dişler, bu canlıların hayatı boyunca uzamaya devam ettiğinden iç güdüsel olarak kemirme davranışı ile ön dişlerini törpülerler. Kurşun ve alüm
inyum gibi yumuşak metallerin yanısıra, asfalt, sert plastik çok farklı malzemeleri kemirebilmektedirler. Bu davranışları yapı ve malzemelerin zarar görmesine, yangın, kısa devre ve su patlaklarına sebep olduğundan büyük ekonomik kayıplar meydana getirir.
Dışkıları, idrarları, tükürükleri ve tüyleri çok sayıda hastalık taşıyabilmektedir. Veba, Leptospirosis, Salmonella, Hanta Virüs, Alerjik Hastalıklar ve Astım, Murin Tifüsü, Tifo, Dizanteri, Trichinosis gibi çeşitli bakteriyel, viral ve paraziter hastalıklar fare ve sıçanlarca taşınıp bulaştırılmaktadır. Bunlardan ayrı olarak pire ve kene gibi ektoparazitleri de taşımaktadırlar.
Sıçanlar 9-18 aylık yaşam sürelerinde yaklaşık 7 defa gebelik geçirirler ve her seferinde 8-10 yavru dünyaya getirirler. Fareler de 9-12 aylık yaşam sürelerinde yaklaşık 8 defa gebelik geçirir ve her batında 8 yavru dünyaya getirirler. Bu kadar hızlı üreyebildiklerinden bir bölgede görüldüğünde hemen önlem almak gerekir.
Ev Faresi
Erişkinlerin ağırlığı 15-30 gr’dır. Burun sivri, gözler küçük, kulaklar büyük, kuyruk yarıçıplak ve baş ile gövdenin toplam uzunluğu kadardır. Vücut rengi açık kahverengi ya da gri olabilir.
Yaşam süreleri 9-12 ay arasındadır vehayatları boyunca yaklaşık 8 defa gebelik geçirirler ve her batında ortalama 8 yavru doğururlar.
Omnivor canlılardır ancak genellikle tahıllı ürünleri tercih ederler.
Günde ortalama 80 adet dışkı bırakırlar ve bir kalemin geçtiği her yerden geçebilirler. Islanmayı sevmezler çünkü küçük olduklarından vücut ısılarını korumada zorlanırlar ancak kuru yerlerde yuva yapmak için izolasyon malzemelerini kullanarak soğuk odalarda yaşabildikleri görülmüştür. Böyle yerlerde yaşayan farelerin kılları daha sık ve uzun olmaktadır.
Çatı sıçanı
Erişkin ağırlıkları 150-250 gr’dır. Burunları sivri, kulaklar ve gözler büyüktür. Kuyruklarının uzunluğu baş ve vücudun toplam uzunluğundan fazladır.
Gebelik süreleri 22 gündür, doğada açık alanda yaşayan çatı sıçanlarında doğumlar en fazla bahar ve sonbahar aylarında görülür.
Her batında 4-8 yavru dünyaya gelir ve yılda 4-6 kez yavrulayabilirler. Ortalama yaşam süreleri bir yıldır.
Omnivor canlılardır ancak meyve, fındık, tahıl ve sebzeleri tercih ederler.
Lağım Sıçanı
Erişkinlerinin ağırlığı 200-500 gr’dır. Büyük ve güçlü yapılı sıçanlardır. Gözleri küçük, burunları küt, kulaklar küçük ve kısa kıllarla kaplıdır. Kuyruklarının uzunluğu baş ve vücudun toplam uzunluğundan kısadır.
İç alanlarda yaşadıklarında tüm sene boyunca üreyebilirler, dışarda yaşayanlar için üreme ilkbahar ve sonbaharda zirve yapar.
Gebelik süreleri 22 gündür ve her batında 8-12 adet yavru dünyaya gelir. Dişiler hayatları boyunca genellikle 4-7 kez yavru dünyaya getirirler.
Omnivordurlar ancak karbonhidrat ve proteinden zengin gıdaları tercih ederler.
KENELER
Keneler, sivrisineklerden sonra en tehlikeli canlılar sıralamasında ilk 10’da yerini almaktadır. Bulaştırdıkları çok sayıda tehlikeli hastalık vardır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme Hastalığı, Q humması, Kayalık Dağlar Humması, Ensefalitler vb.. çok sayıda hastalığın yanısıra kene felcine de sebep olurlar.
Keneler tam başkalaşım geçiren canlılardır. Yaşam çemberleri yumurta-larva-pupa ve erişkin olarak tamamlanır. Çiftleşme genellikle kan emdikleri canlının üzerinde gerçekleşir. Dişiler çiftleştikten sonra yere düşer ve yumurtalarını bırakır.
Keneler yumuşak ve sert keneler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Önemli hastalıkların çoğu sert keneler tarafından bulaştırılmaktadır.
Sert kenelerin dişisi bir defada yaklaşık 10.000 adet yumurta bırakarak ölür, yumuşak kenelerin dişisi ise her defasında 20- 50 civarında yumurta bırakır ve hayatı boyunca çok kez yumurtlayabilir.
Yumuşak keneler genellikle kanatlılarda parazitlenirler ve geceleri kan emerler. Gündüzleri yarık ve çatlaklarda saklanırlar. Sert keneler ise kanatlı da dahil olmak üzere memelilerden kan emer. Sert kenelerde aç larva olarak saldıran keneler, doymuş larva olarak toprağa düşer ve gömlek değiştirir. Aç nimfler de aynı şekilde doyduktan ve gömlek değiştikten sonra erişkin dişi ve erkekler kan emmek için yeniden canlılara tırmanırlar.
Kene ısırıklarından korunmak için pikniğe ya da ormanlık alanlara giderken pantolonların paçalarını çorap içerisine, gömlek ve tişörtlerin pantolon içerisine sokulması ve açıkta kalan cilde böcek kovucu spreylerin sıkılması faydalıdır. Böyle alanlardan dönüşte kasık, koltuk altı, ayak parmaklarının araları ve sırt dahil olmak üzere tüm vucudun kene yönünden muayane edilmesi gerekir. Vücuda yapışmış kene tespit edilirse, bir pens yardımıyla kenenin vücuda giriş yerinden tutulur ve çekilir. Çıkartılan kene alkol vb. içerisine atılarak öldürülür. Kenelerin çıplak elle ezilmemesi, keneyi vücuttan çıkartmak için üzerine sigara üflenmemesi ya da vücutlarına iğne batırılmaması gerekir. Çünkü, rahatsız olan hayvanın daha fazla tükürük salgılaması ve eğer tükürük bezlerinde hastalık etkeni var ise vücuda daha fazla miktarda hastalık etkeninin zerk edilmesi ihtimali artmaktadır.
Kene riski yüksek olan bahçelerde otların sürekli kısa tutulması, kenelerin konağı olabilecek kemirgenlere karşı önlem alınması ve evcil hayvanların kene yönünden kontrol edilmesi ve veteriner ilaçları ile düzenli olarak ilaçlanması tavsiye edilmektedir.